Gökçen Sever
Düşler ve özgürlükler ülkesi “Amerika”. Her gencin hayalidir okyanuslar sonrası, her eyaleti farklı heyecanlar, kültürler barındıran Amerika. Kimimiz okumak isteriz daha iyi bir eğitim için, kimimiz ise keşfetmek isteriz Cristof Kolomb misali. Ben bu istekler sonrası en doğru yolun iyi bir yurtdışı eğitim danışmanlığıyla görüşmekten geçtiğini öğrendim. “CDS Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı” benim için “acaba” ların, “hayal” lerin gerçekleşebildiği yer oldu.
Bana sundukları Work & Travel programı tam da istediğim fırsattı. Hem çalışıp, para kazanabilecek hem de gezerek, görerek İngilizcemi geliştirecektim. Çünkü bu programın getirisi ve sundukları bu yönde. Fakat Amerika’ya gitmeden önce bu programla gidecek arkadaşlarımın farklı beklentileri olduğunu gördüm. Çok para kazanmak gibi. Aslında buradan her şey gerçekten bir rüyayı aratmıyor. Tabi ki bağlantı kurduğunuz acentenin de size her şeyi anlatması çok önemli. Ben bu konuda çok şanslıydım. Tüm bilgileri edinerek ve yaşayacağım maceraları göze alarak Amerika’ya yolculuğum başladı. Özellikle gittiğim yer Miami telaffuz edildiğinde bile heyecan yaratan bir şehir. Denizin, kumun, güneşin, insan canlılığının olduğu merkez. Oraya ulaştığınızda heyecan doruktayken yavaş yavaş bir korku beliriyor içinizde. Bunun sebebi ise havaalanı çıkışı ne yapacağınız oluyor. Bunun için çok önemli bir nokta da havaalanı karşılama. İlk dışarı çıkış anınız unutulmaz oluyor. Nerede olduğunuzu bildiğiniz ama baktığınızda her yönü size yabancı olan bir yer. İşte bu duygu Amerika maceranızın ilk adımı olmuş oluyor. En önemli nokta ise çalışacağınız ve kalacağınız yer. Ben bu konuda hem şanslıydım hem de biraz talihsiz. Çok güzel bir restaurantta kasiyerlik yaptım. Çalıştığım yer konumu, çalışanlarıyla ve leziz yemekleriyle beni mest etti diyebilirim. Kurduğum arkadaşlıklar, çalışırken yorulduğum halde emeğimin karşılığı olan maaşlar ve tipler, iş sonrası eğlenmeye gitme istekleri hepsi çalıştığım süre içerisinde beni mutlu eden ve hayatıma birçok getirisi olan unutulmaz anlar, duygulardı.
Yaşadığım en büyük problem ev sorunuydu. İşveren kalacağım yeri kendisinin ayarladığını söylediği halde oraya gittiğimde aslında kalacak bir evimin olmadığını öğrendim. Bu konuda da kendi yaptığım yanlışa düştüm. Çünkü work&travel programı iki fırsattan oluşuyor. İlki, acente bütün olanakları, işi ve işverenin sağladığı kalacak yeri garantilerken, ikinci fırsat olan işi ve kalacak yeri kendinizin bulduğu bölüm ise gerçekten problemli oluyor. Ben ikinci fırsattan yararlandım fakat bilmediğim bir yerde kalmak için yer aradığımda bunun bir hata olduğunun farkına vardım. Aslında yine şanslıydım çünkü orada Türk bir emlakçıyla karşılaştım. Kendisi bana o kadar yardımcı oldu ki Miami gibi bir yerde havuzlu bir residence da oturma fırsatı yakaladım. Bu ise tam bir moral deposu oldu bana. Türkiye’de yemek yapmayı bilmediğimhalde arkadaşlarla toplanıp yemek uğraşlarımız kahkahalarla sonuçlanan yanan tencerelerimiz ve tabi ki vazgeçilmez türk kahvesi tutkuları üzerine bir de falcı olduğumuz anlar işin en eğlenceli kısımlarıydı.
Çalışırken zaman zaman moral bozukluğu yaşadığım zamanlar olmadı değil. İş hayatı genel anlamda her yerde zor ve bunu eğlenceli hale getirmek bizim elimizde. Ama Türkiye’den bunu bilerek gitmek de çok önemli. Karşılaştığım sistem Türkiye’dekinden farklı olduğu için garipsediğim, üzüldüğüm dönemler yaşadım ama çalışmanın bile iş sırasında yaşadığınız anlarla ne kadar eğlenceli hale geldiğini bir kere daha anladım. Çok yoğun bir günün ardından herkesin performans ı düşmüş bir halde kapanış saatini dört gözle beklerken çalmaya başlayan bir müzikle zenci bir arkadaşım oynamaya başladı. Ardından diğeri ve diğeri. Tabi ben de onlar gibi kaptırdım kendimi müziğe. Birimizin elinde tabak, diğerinde portakal, diğerinde fişler varken öyle bir dalmışız ki oynamaya patron geldiğinin bile farkında değiliz. Fark ettiğimizde herkesin donup kaldığı an ve korku dolu bakışlar patronun kahkahasıyla daha da eğlenceli hale gelmişti. Bu gibi daha birçok anım var anlatabileceğim. İş hayatında yaşanılan patron ilişkileriyle de zamanla politik olmayı öğrenendim. Her zaman doğru söylemek veya doğru bildiğinizi yapmak işinizi kaybetme noktasına kadar getirebiliyor. Ama unutmayın ki Türkiye’de değilsiniz ve o işe ihtiyacınız var. Tüm bunlar hayatımda önemli yer kaplıyor. En önemlisi kendinizin kişilik bakımından da çok geliştiğini ve tecrübe edindiğinizi anlıyorsunuz.
En önemli tecrübelerden bir tanesi de aynı evde kalacağınız kişiyi gerçekten doğru seçmeniz. Ben çok sevdiğim bir arkadaşımla kaldığım halde ev içerisinde aynı frekansı tutturamayarak birçok problem yaşadık. Yabancı bir ülkede oraya alışmaya ve adapte olmaya çalışırken bir de bu yönde bir huzursuzluk oradaki hayatınızı daha da zorlaştırıyor.
Adaptasyon süreci ise kişiden kişiye değişkenlik gösterirken ben çok kolay alıştım oraya. Hatta geri dönmek istemediğim ve oraya yerleşmeyi düşündüğüm zamanlar oldu. Fakat dediğim gibi herkese göre farklı olduğu için kimi arkadaşlar yabancı bir ülkede olmanın verdiği heyecana alışamayarak erkenden dönmek istediler. Bu durum bana yanlış geliyor. Çünkü ev değiştirdikten sonra bile bir alışma süreci geçiriliyor ki bu gittiğiniz yer başka bir ülke. Kendinize bir süre zaman tanıdıktan sonra giderek oraya alıştığınızı fark edeceksiniz.
Travel yani gezme bölümü ise Türkiye’de hayal ettiğim gibi olmadı. Birçok şehir görmeyi ve yaklaşık bir ay gezmeyi düşünüyordum. Fakat bunun için iyi para kazandığınız bir işte çalışmak gerekiyor. Her gezdiğiniz gün para harcadığınızı düşünürseniz bir ay uzun bir süre ve yüklü bir miktarı gerektiriyor. Tabi ki çok gezebilen arkadaşlarımız da oldu. Dediğim gibi çalıştığınız işe ve sizin kazanmanıza bağlı. Çalıştığınız dönem çok para harcamazsanız yine de gezmeye paranız kalıyor. Ben bu konuda çok önem göstermedim. Çok fazla gezemeyeceğimi fark edince orada bulunduğum günleri değerlendirdim. Alışveriş yaptım. Miami ve çevresini gezerek değerlendirdim. Bir de bu programa tekrar katılmak istediğim için çok fazla da üzülmedim. Gerçekten de bu program alışkanlık yapıyor. Tekrar tekrar gitmek, yeni deneyimler yaşamak, yeni yerler görmek istiyor insan.
İngilizce konusunda ise gerçekten de geliştiğini fark ediyorum. Çalıştığınız için her insanlarla diyalog halindesiniz ve farkına varmadan yeni kelimeler öğrendiğimi, aksanımın oluştuğunu fark ettim. Bu benim için çok önemliydi ve ekstra bir mutluluk sağladı.
Arkadaşlar, en önemli noktayı sona bıraktım daha ayrıntılı anlatabilmek ve dikkatinizi sağlayabilmek için. Amerika’ya gitmek için görüştüğünüz için acente çok önemli. Şahit olduğum bir talihsizlik oldu. Türkiye’den arkadaşlar bir acenteyle anlaşarak oraya gitmişler. İşlerinin ve evlerinin hazır olduklarını söylemişler. Ama oraya gittiklerinde ne öyle bir iş ne de ev bulabildiler. Günlerce sokakta kalarak, iş aradılar. Bu gibi birçok örnek söz konusu. Bunun için “CDS” ye güvenim sonsuz. Yetkililer her konuda deneyimli ve yaptıkları işi çok ciddiye alarak yapıyorlar. Ben daha önce de İngiltere’ye dil okuluna gittim. Bana tavsiye ettikleri şehir, dil okulu, kalacak yer için sundukları seçenekler orada harika 2 ay geçirmemi sağladı. Bu yüzden seçeceğiniz danışmanlığı ince eleyin, sık dokuyun derim.

